|
De ki: "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir." |
Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz hayırlı olsun!
Güzeş dualarına mukabele edeceğim inşallah ... cumlemızın kandılı mubarek olsun
Nefis
Ey nefsim! Deme 'zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.' Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.
Şeytanın mühim bir sinsi planı, insana kusurunu itiraf ettirmemektir, ta ki bağışlanma ve Allah'a sığınma yolunu kapasın. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip, ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta kusur ve günahlarından takdis etsin..
Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah'a sığınır. Allah'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.
Bediüzzaman SAİD NURSİ
Vakit Yatsı.
Gün çoktan öldü.Güneş ışıklarını topladı.Gece hükmediyor aleme. Güneşin saltanatı bitti.Işıklar tükendi ufuklarda.
Renkler ellerini çekti eşyadan.
Gül soldu, gün soldu.Göğe yöneldi gözler.
Hatırla ki,Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.
Bir adın kalacak geriye.Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni.
Belki o da unutacak.
Şimdi Gece.
Sabaha çok var.Işık uzaklarda.
Yokluğun gecesinde,adın bile unutulmuşken,kimden meded umarsın sor kendine?
Kim Sana hayat vermişse,kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.
Söyle kendine.
Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece,Sen de herkesin unut,O'nu hatırla.
Söyle kendine ki,çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece,Rabbini an,Rabbine kan,Rabbine uyan.
Şimdi yatsı zamanı vakti...
Vakit akşam.
Gün ölmek üzere.Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.
Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.Kara kefenini giyiniyor gün.
Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek.Senin de kıyametin kopacak.
Şimdi akşam.
Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin.
Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.
Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.
Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi.
Şimdi akşam namazı vakti...
Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı.Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.
Zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi.
Ayrılığı söylüyor hece hece.Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere. Zevale doğru akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor.Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlıyorsun. Bundan sonra vaadi yok sana zamanın.Yokuş aşağı akıyor kalbin.
Vakit ikindi.
Kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları.
Tutunacak dal arıyor gibisin zamana karşı.
Zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde.Gün daha kısa geliyor artık.
''Yemin olsun ki ikindi vaktine.Hüsrandadır insan.''
Şimdi anlıyorsun.Çünkü, yokuş aşağı akıyorsun.
Dalından kopuyorsun.Hoyrat bir rüzgâr artık zaman.
Geriye kalan ancak iman.
Secdeye koy alnını. Eğil Zamanın Sahibinin önünde.
O'na konuş, dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece hece.
Şimdi ikindi namazı vakti...
Vakit öğle.
Gün ortası. Dünya telaşındasın.
İşler yoğun.Yarım kalmış ne kadar iş var!
Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey.
Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak.
Ne kadar çok vazgeçilmezin var!
Ne kadar vazgeçilmezsin!
Oysa dünya seni pek umursamıyor.
Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce..
Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...
Vakit öğle.
O kadar gürültü var ki ortalıkta.
Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.
Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin.
Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır.
Ebedi sükunete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir.
Alnını secdeye değdir.
Şimdi öğle namazı vakti...
Vakit seher.
Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere.
Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce.
Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.
Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun.
Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.
Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı.
Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.
Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi.
Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini.
Ete kemiğe bürüdü ruhunu.
Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.
Şimdi seher vakti.
Göz kapaklarının ardından kaç.
Gafletin gecesinden uyan.
Aç gözlerini sehere.Aç kalbini Rabbine.Uyan.Uyan,yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini.
Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel.
Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttuğu anda ananlardan ol.
Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin(s.a.v)
Şimdi sabah!
Şimdi sabah namazı vakti...
Ebu Zer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün:
−‘Bu güneş nereye gider bilir misiniz?’ diye sordu. Oradakiler:
−‘Allah ve Rasulü daha iyi bilir’ dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Bu güneş ta arşın altındaki karargâhına varıncaya kadar gider ve secdeye kapanır. ‘Kalk da geldiğin yere geri dön’ deninceye kadar öylece kalır. Güneş de döner ve doğduğu yerden tekrar doğar. Sonra artık insanlar ondan hiçbir şey gizlemez yani her kötülüğü açıktan yapar hale geldikleri zaman gelene kadar böyle devam eder. Nihayet güneş arşın altında karargâhına varır, ona ‘Kalk battığın yerden doğ’ denir. Güneş de batı tarafından doğar.’ Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Bu ne zamandır bilir misiniz?’ bu “Daha önce iman etmemiş yahut imanında hiçbir hayır kazanmamış” kimseye o anki imanının fayda vermeyeceği vakittir’ buyurdu.”
Müslim: 159/250
Seni zikretmekten bu gönül mesut, bu yürek mesrur. Meczup ruhum af dileyip yöneldi sana.
Yüzümü çevirdim senden olan her şeye. Diz çöküp seccadenin çiçeklerini öpen bir kanadı kırık üveyik kuşuyum her dem seni seni zikreden... . Künyemize hangi hükmü koysan bilirim hayrımadır...
Çiçekli bir seccadenin üzerinden sana iltica edip, kalbimi kadim bir zamana ekleyip el açıyorum.
Emret ALLAHım... Kapına dilenciyim. Merhametine, şefkatine muhtacım. Heybem bomboş.
Ey muhabbetin kaynağı, Ey Büyük Sultanım, beni bağışla, beni affet, beni sevdiklerine kat ALLAHım. Beni kıyılarına çek.
Ey Rabbim...
AMİN.
Secdelerimle sultan eyle beni.
Kulluğumla şereflendir beni.
Katında rütbelendir beni.
İyiler arasında an beni.
Yükseklere al beni.
AMİN.
Olurda bir namaz sonrası bulur mu beni ölüm ?
En elzem anımda, en ihlaslı halimle….Affıma vesile olur mu kendimce nasuh saydıgım tevbelerim ,şükrünü eda edemeden kıldıgım huşusu mechul secdelerim….Unutuklarımı unutmamasına karşın kalbimdekileri en iyi bilen Rabbim kurtuluşumu bir namaz sonrası titreyen yüreğime ve günahkar dilimden dökülemeyen uzun hecelere gizler mi…?
Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken, son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.
Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer Definden sonra herkes evine döner, Münker ve Nekir adlı iki özel Melek gelir, öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek üzere, göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır. Güzel kişi der ki. "O benim refakatim, O benim dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam. Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz, görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar
terk edemem."
Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, "Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.
Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın."
Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
Allahın Resulu (SAV) demiştir ki: Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir melek, Allahın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.
Ey kul!Etme Dünya nazı,kıl namazını;Sonra kılarız diyenin,dün kıldık namazını...
"Taneyi ve çekirdeği yaratan şüphesiz ALLAH'tır.O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır.İşte ALLAH budur.Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?" (En-am Suresi, 95)